18 Eylül 2012 Salı

Hakim Bey



Söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil demiş Fuzuli.. Sezen'de susmamış devam etmiş..Hakim Bey şikayetim var cümle yasaktan / dillerimi Hakim Bey bağlasan durmaz ...Fikrim firarda mahpusa sığmaz eyvah !. Zülfü , Mehmet Erdem devam etmiş.."Söz uçar yazı iki cihanda eyvah / Yazsan olmuyor yazmasan olmaz ... Bu güzel sohbete katılmamak olmaz..

Suya yazılan yazı gibi
tesiri yok söylesen şimdi..
ama sen gönlünü dinle
...
Kaleme tedbir koma tek durmaz
yazmasan hiç olmaz
bu su akacak önce nehirlere
sonrada çoşku ile
kavuşacak denizlere.....



 

8 Eylül 2012 Cumartesi

Ihlamur Kasırları - Göl / Alphonse de Lamartine

 




Göl

Ebedi gecesinde bu dönüşsüz seferin
Hep başka sahillere doğru sürüklenen biz
Zaman adlı denizde bir gün bir lahza için
Demirleyemez miyiz? .......

Alphonse de Lamartine
 Fransız yazar ve şair
1790-1869
 Çeviren: Yaşar Nabi

Bu şiirin yazıldığı yer Padişahların has bahçesi "Ihlamur Kasırları".. Bende güzel bir sonbahar günü Lamartine'nin yüzyıllar önce oturduğu çimenlere uzanıp  çimenlere uzanıp kitap okudum. Onun gibi tabiat ve sanatın ortasında oturup "insan gözünün yeryüzünde görebileceği en harika görünüşünü" seyrettim.


Lamartine, 20 Mayıs 1833 günü İstanbul'u ilk görüşünde defterine yazdığı, 'Tanrı ve insan, tabiat ve sanat burada, insan gözünün yeryüzünde görebileceği en harika görünüşünü beraberce oturtmuş ve yaratmışlardır' ve "Dünyaya son bir bakış atmam gerekse, onu çamlıca tepelerinden atardım." diyen bu şaire katılmamak ne mümkün...

Beşiktaş, Yıldız ve Nişantaşı arasında kalan Ihlamur Vadisi’nin, 18. yüzyılda, Tersâne Eminlerinden Hacı Hüseyin Ağa’ya ait olan ve bu yüzden “Hacı Hüseyin Bağları” adıyla tanınan bir mesire yeriymiş. Sultan III. Ahmed (1703-1730) Sultan I. Abdülhamid (1774-1789) ve Sultan III. Selim (1789-1807) dönemlerinde “Hasbahçe” olarak kullanılmış. XIX.'ncu yüzyılın ilk yarısında  Sultan Abdülmecid burada bulunan sade bir bağ evine sık sık gelerek dinlenir, bazı konuklarını, bu arada ünlü Fransız şairi Lamartine'i burada kabul ederek görüşürmüş.   Sultan Abdülmecid’in (1839-1861) döneminde Ihlamur Mesiresi’nin bulunduğu bu alanda Ihlamur Kasırları’nın yapımına başlanmış.

Ana yapı olan Merasim Köşkü; ön cephesinde, dönemin beğenisini yansıtan Barok çizgiler taşıyan merdiveni, ilginç ve hareketli kabartmalarıyla çarpıcı bir mimarlığa sahip. Giriş Salonu ile her iki yanında yer alan birer odadan oluşan kasrın iç süslemelerinde; Osmanlı sanatında 19. yüzyılda tercih edilen Batılı dekorasyon anlayışına uygun bir süsleme programı uygulanmış. Padişahın maiyeti, kimi zaman da haremi tarafından kullanılan Maiyet Köşkü ise; diğerine oranla daha az süslü ve daha geleneksel bir yapı. Ihlamur Kasırları’nın Merasim Köşkü bir müze-saray olarak ziyarete açık tutulmakta, Maiyet Köşkü ise kışlık kafeterya olarak düzenlenmiş. Kasrın bahçesinde; Maiyet Köşkü’nün çevresinde ve iç kısımda bulunan havuz etrafında çok keyif alacağınız bir yazlık kafeterya var. 


Alphonse de Lamartine
Fransız yazar ve şair
1790-1869


Lamartine, 19. yüzyılda Türkiye'ye gelmiş.  20 Mayıs 1833 günü İstanbul’u ilk görüşünde defterine yazdığı, ‘Tanrı ve insan, tabiat ve sanat burada, insan gözünün yeryüzünde görebileceği en harika görünüşünü beraberce oturtmuş ve yaratmışlardır’ ifadesinden anlaşılacağı gibi Istanbul'un büyüsüne kapılmış.  Abdülmecid Türkiye’ye yerleşmek istediği için kendisine Aydın yöresinde bir çiftlik hediye etmiş.  "Dünyaya son bir bakış atmam gerekse,  onu çamlıca tepelerinden atardım."  diyen bu Türk dostu şair ve yazar, 1869 tarihinde Paris'te yaşamını yitirdi.




Kaynaklar:
http://www.3dmekanlar.com/tr/ihlamur-kasri.html
http://www.millisaraylar.gov.tr/portalmain/Palaces.aspx?SarayId=6
http://tr.wikipedia.org/wiki/Ihlamur_Kasr%C4%B1
http://tr.wikipedia.org/wiki/Alphonse_de_Lamartine



Tarih: 08 Eylul 2012
 

2 Eylül 2012 Pazar

Zeytin Ağacıyım Ben


... "BEN ZEYTİN AĞACIYIM"
Meyvemde yaşam
Yağımda ışık
Dalımda barış var benim
Gövdemdeyse gizem
Ben,
tek tanrılı, çok tanrılı
tüm dinlerin kutsal ağacı
ben,
tüm canlıların baş tacıyım.


Prof. Dr. Suat Çağlayan






Şiirin tamamı aşağıdaki linkte:  
http://didim-mavisehir.blogspot.com/2012/09/zeytin-agaciyim-ben.html




27 Temmuz 2012 Cuma

Lay Your Head Down - Albert Nobbs



Yasla başını bana sevgilim
Ay'ın seferini seyredelim
yıldızların tatlı parlaklığında
yükselen dalgaların sesi kulağımızda..


Sandığın kadar uzak değil sonsuzluk
Uçabiliriz birlikte oraya
belki  buluruz düşlerimizin anahtarını
onun için yasla sevgilim bana başını
ve bırak kendini uykunun tatlı kollarına..
ben ninni söylerken sana,

la la la la la....
 


*************
Composer Brian Byrne w/ lyrics by Glen Close
Performed by: Sinead O'Connor
From: Albert Nobbs soundtrack album


Sing to me softly your tales of woe
I’ll cradle you closely, I won’t let go
I’ll speak to you gently of what I know
Don’t you cry


Lay your head down darling
The moon is sailing by
The stars are softly shining
The tide is full and high


We’ll fly to the edge, not as distant as it seems
And maybe we’ll find out the key to your dreams
So you just lay your head down darling
Sleep now, La la la la la


Winds blow, rains fall
But it’s warm by the fire’s light
Hush, don’t you see? You’re here with me
And there’s dawn at the end of the night


Lay your head down darling
The moon is sailing by
The stars are softly shining
The tide is full and high


We’ll fly to the edge, not as distant as it seems
And maybe we’ll find out the key to your dreams
So you just lay your head down darling
Sleep now, La la la la la

2 Temmuz 2012 Pazartesi

YETER Kİ







Ellerim gözlerim kelepçelerde
Sevda çöllerinde
Geçiyor aylarım yıllarım gecelerim
Sevda zindanlarında

Yeter ki sen sev beni

Yeter ki inan bana

Varlığın dilimde bir yudum su

Sevda çöllerinde
Hayalin serabın yeterdi bana
Sevda zindanlarında

Yeter ki sen sev beni

Yeter ki inan bana


Söz / Müzik:  Fikret Kızılok 

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Kördüğüm

Unutamadıklarımız dan bir şarkı..  Söz: Şevket Rado, müzik ve yorum Hümeyra'ya ait.  1969'da Yonca albümünde yayınlanan bu şarkıyı son dönem dizilerinde tekrar sık sık duymaya başladık.  Yalın ama bir o kadar içten sözleri bizi uzaklarda bir yerlere götürüp bu karmaşık dünyada ya herşey, ya da bir hiç olduğumuzu ne güzel anlatıyor..

                           Öyle uzak ki yerim
                           Uzakları aşıyor
                           Bütün özlediklerim
                           Benden ayrı yaşıyor

                           Ya her şeyim ya hiçim

                           Sorma dünyam ne biçim
                           Bir kördüğüm ki içim
                           Çözdükçe dolaşıyor....


Acemilik dönemimde hazırladığım bu klibi paylaşanlar olduğundan silinmemesi için yeniden düzenlemeden olduğu gibi bıraktım.  Umarım dinlerken keyif alırsınız... :)

 


16 Mayıs 2012 Çarşamba

Sihirli Kentler





Beethoven'ın Viyana'ya dönüşü....

Selam veririm gülerek, dünyanın gürültüsü içinde,  bağırmaya cesaretim  olmasa da  farkındaysanız dinlemekten de vazgeçmiyorum, sağır olsam da...

Ludwig van Beethoven’s Return to Vienna

Three miles from my adopted city
lies a village where I came to peace.
The world there was a calm place,
even the great Danube no more
than a pale ribbon tossed onto the landscape
by a girl’s careless hand into this  stillness
.....

I smile and bow, and the world is loud.
And though I dare not lean in to shout
Can’t you see that I’m deaf?—
I also cannot stop listening.


by Rita Dove


Ve büyülü şehir Prag..Kafka'nın evinden çıktığında ıhlamur ağaçlarının üstünde kuleler göreceksin Prag'da.   Hanuş Ustanın hazin sonunu hatırlatacak sana Orloj Prag, Astronomik saat.  Bilime, adalete, astronomiye ve eğitime olan inancını ile yaptığı saat ona dünyanın hayranlığını kazandırır ama gözlerini hırs kör etmiş kral kıskanır, gözlerine mil çektirir.  O da kendi elleri ile asar kendini saatine ve durur saat ustasının ellerinde.. 50 yıl boyunca  güneş'in, dünya'nın ve ay'ın konumlarını gösteremez bu muhteşem saat. Sonrasında tamir olur ve  Hanuş ustanın 4 kuklası saatin etrafında dönüp insanlara neleri yapmamaları gerektiğini anlatır. Soldan en baştaki, elindeki aynayla kendine bakar, 'kendini beğenmişliği' sembolize eder. Onun yanındaki kukla, elinde altın torbası olan bir yahudi'dir, 'cimriliği', diger yanda ki kukla ise iskelettir, 'yaşama karşı isteksizliği' anlatır..sonuncu kukla, elinde mandoline benzer bir müzik aleti ile 'gece hayatına ve sefahate düşkünlüğü' anlatır.  Kısacası bu kuklalar, kendini beğenmiş, cimri, yaşama karşı isteksiz ve sefahate düşkün olmayın der...Her saat başı, Isa'nın 12 havarisi de pencerenin önünden geçerek ufak bir gösteri yapar, horozun ötmesiyle gösteri biter .   Prag'da gökyüzünde yıldızlar oynaşırken hafif bir esinti dağıtır sisi, Charles Köprüsü üzerinde bakarken Tuna Nehrine açılır sihirli bir kapı ve büyülü bir kent vardır dışarda.. 

Git aç kapıyı
Belki bir ağaç
Bir koru
Belki bir bahçe
Ya da sihirli bir kent vardır dışarda.
Git aç kapıyı
Sis olsa bile dışarda dağılır
Git aç kapıyı
Islak karanlıktan başka,
Oyuk rüzgardan başka
Hiçbir şey olmasa bile dışarda.
Git aç kapıyı.
Hiç olmazsa esinti olur bir parça.

Miroslav Holup







Kaynaklar:
http://www.dailymotion.com/video/x9i385_a-trip-to-vienna-austria_music
http://www.siirevreni.com/modules.php?name=News&file=article&sid=474
http://www.poets.org/viewmedia.php/prmMID/20618
http://www.nuveforum.net/1698-kultur-tarihi/82795-prag-astronomi-saat-prague-astronomical-clock/
http://utf.mff.cuni.cz/Relativity/orloj.htm



..