27 Eylül 2013 Cuma

Ayrılık Şarkısı


Fırtınada ağaçlar nasıl çatırdar
şimdi öğrendik işte..
senin binbir maskenin altında
bir tek yüz, bir de cesur yürek vardı. 
"asıl meselesi insanın 
ne zaman geçtiği değil
ne olursa geçtiğidir...."
Ne zaman geçer bilinmez 
bir yaşamdan diğerine
çekip gitmek öyle kolaydı
bu kadar çok sevilmeseydin... 
sessiz sedasız
sende bu kenti terk ettin
Şimdi, sonsuz bir yangın gibi 
özlemin yüreğinde sevenlerin. 
Aramızdan şiirler ile geçtin..
"birini iyi edecek şeyin
diğerinin kadehine zehir olmasıdır"
dedin de, asıl çaresizliğin
devasız olması bu derdin
değil" derken yanıldın.
İşte geldi çattı ayrılık anı
Sende ardında bırakıp çağrını 
Terkediyorum dedin 
bu kenti......

Feza











Ardımda bırakıp gül çağrısını 
Ayrılık anı bu sisli şarkıyı 
Irmaklar gibi akıp uzun uzun 
Terkediyorum bu kenti 
Ahh, ölüler gibi 

Şarkılar bir çığlığa sığınmaksa 
Şimdi, sonsuz bir yangın gibi 
Sevmesem öyle kolay çekip gitmek; 
Yaralı bir kuş gibi

Kumral bir çocuğun yaz öyküsü bu 
Şarkılarla geçtim aranızdan 
Yalnızlar gibi susup uzun uzun 
Düşlüyorum bu kenti 
Ahh, bir aşk gibi 

Şarkılar bir çığlığa sığınmaksa 
Şimdi, sonsuz bir yangın gibi 
Sevmesem öyle kolay çekip gitmek; 
Yaralı bir kuş gibi 

Düşlüyorum bu kenti 
Son bir aşk gibi





Tuncel Kurtiz (d. 1 Şubat 1936). Türk sinema ve tiyatro oyuncusu, yönetmen, yapımcı, senaristtir. Babası Selanik doğumlu bir Türk bürokratı, annesi Boşnaktır. İlk kez 1959 yılında Dormen Tiyatrosu'nda oyunculuğa başlamış olan sanatçı, sinema filmlerinde rol aldı. Sürü filmiyle zirveye çıkan sanatçı, doğayla içiçe yaşamayı severdi. Birçok ulusal ve uluslararası ödülünün yanı sıra, Ekim 2011'de 48. Altın Portakal Film Festivali'nde Yaşam Boyu Onur Ödülü aldı. 27 Eylül 2013'te İstanbul Etiler'deki evinde düşerek başını çarpması sonucu 77 yaşında hayata gözlerini yumdu.



Kaynak: 
http://tr.wikipedia.org/wiki/Tuncel_Kurtiz
http://tr.wikiquote.org/wiki/Ezel

31 Ağustos 2013 Cumartesi

CİHANGİR MERDİVENLERİ


çağırdım renkleri bir akşamüstü
renkler ne de güzel
renkler deli eder sev yeter

TAMER - RENKLER 
****************************

#direnmerdiven

rengarenk merdivendir yaşam
vardır elbet bir anlam
bu renklerde..
birileri çıkar, biriler iner de
o zaman kim bilir 
ne zaman gelir..... 

Feza






Merdivenlerin Öyküsü:
Fındıklı’dan Cihangir’e çıkan Salıpazarı Yokuşu’nun merdivenleri, Emekli Orman Mühendisi 64 yaşındaki Hüseyin Çetinel, damadının da yardımı ile bir haftada gökkuşağı renklerine boyadı.O kadar güzel oldu ki gelin- damat akınına uğradı herkes hatıra fotoğrafı çektirmeye başladı. Bir gece operasyonu ile bu güzelliği griye boyayan Beyoğlu Belediyesi, büyük tepki üzerine geri adım atarak merdivenleri yine bir gece operasyonu ile eski rengine boyadı.  Merdivenlerin Beyoğlu Belediyesi ekipleri tarafından boyandığını sosyal paylaşım sitelerinden öğrenen vatandaşlar duruma büyük tepki göstermiş, "fırçanı al gel" çağrısı yapılarak, tepkiler tüm Türkiye’ye yayılmıştı. 


Kaynaklar:
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/24616754.asp
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/24711080.asp


29 Ağustos 2013 Perşembe

A Poet's Advise



A Poet's Advice

by E.E. Cummings


A poet is somebody who feels, and who expresses his feeling through words.

This may sound easy. It isn't.

A lot of people think or believe or know they feel - but that's thinking or believing or knowing; not feeling. And poetry is feeling - not knowing or believing or thinking.

Almost anybody can learn to think or believe or know, but not a single human being can be taught to feel. Why? Because whenever you think or you believe or you know, you're a lot of other people: but the moment you feel, you're nobody-but-yourself.

To be nobody-but-yourself - in a world which is doing its best, night and day, to make you everybody else - means to fight the hardest battle which any human being can fight; and never stop fighting.

As for expressing nobody-but-yourself in words, that means working just a little harder than anybody who isn't a poet can possibly imagine. Why?

Because nothing is quite as easy as using words like somebody else. We all of us do exactly this nearly all of the time - and whenever we do it, we are not poets.

If, at the end of your first ten or fifteen years of fighting and working and feeling, you find you've written one line of one poem, you'll be very lucky indeed.

And so my advice to all young people who wish to become poets is: do something easy, like learning how to blow up the world - unless you're not only willing, but glad, to feel and work and fight till you die.

Does this sound dismal? It isn't.

It's the most wonderful life on earth.

Or so I feel.




Kaynak:
Fotoraf: Ali Sina Özüstün'ün Facebook'daki sayfasından alıntı

16 Mayıs 2013 Perşembe

Mihrabat Korusu

Hakkında çok kısa bilgi bulabildiğim Kanlıca'daki bu koru çeşitli yazar ve şairlere güzel manzarasıyla ilham kaynağı olmuş. Yahya Kemal'in gözlerden uzak saatler geçirmek için tercih ettiği Mihrabat Korusunda bende "Zehir yeşiliklerin" içinden  "Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul".   Özdemir Asaf gibi yazmak geldi içimden....

Şu anda İstanbul'da olmak isterdim.  
Mihrabat Korusu'nun dar yollarında seninle 
Yan yana, yana yana yürümek... 
Bir de martıların kanatlarından seyretmek İstanbul'u.

Özdemir Asaf 



Şu anda Mihrabat Korusunda
yürümek  isterdim seninle yan yana
seyretmek istanbul'u birlikte..
ama sen bir martı kanadında
bense zehir yeşili dar yollarda..
ömrüm oldukça, gönül tahtımda
bekleyeceğim seni burada..


Feza




Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

Nice revnaklı şehirler görünür dünyada,
Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rüyada
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.

Yahya Kemal Beyatlı

Makam: Hicâz
Usûl: Semâî
Bestekâr ve İcrâ: Münir Nûreddin Selçuk



Kanlıca'nın güzelliği Fıstıklı Yokuşu'ndan körfeze inen alanda I. Mahmut zamanında kurulan ve padişahlar tarafından büyük ilgi gören Mihrabat Korusu'dur. Mihrabat Korusu'na, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından yaptırılarak III. Ahmet'e armağan edilen Mihrabat Kasrı'nın adını verdiği iddia edilir. Ne yazık ki Mihrabat Kasrı yeniçeri isyanıyla bir hafta içinde yakılıp yıkılarak yok olmuştur. 

Kimbilir belki de Sezen Aksu'da bu bestesini yaptığı Kanlıca'nın orta yerinde ki taş Mihrabat Korusundadır. 

Uzanıp Kanlıca'nın orta yerinde bi taşa
Gözümün yaşını yüzdürdüm Hisar'a doğru
Yapacak hiçbir şey yok gitmek istedi gitti
Hem anlıyorum hem çok acı tek taraflı bitti

Bi lodos lazım şimdi bana, bi kürek, bi kayık
Zulada birkaç şişe yakut yer gök kırmızı
Söverim gelmişine geçmişine ayıpsa ayıp
Düşer üstüme akşamdan kalma sabah yıldızı

Ah İstanbul İstanbul olalı
Hiç görmedi böyle keder
Geberiyorum aşkından
Kalmadı bende gururdan eser

İstanbul İstanbul olalı
Hiç görmedi böyle keder
Geberiyorum aşkından
Kalmadı bende gururdan eser

Ne acı ne acı insan kendine ne kadar yenik
Bulunmadı ihanetin ilacı yürek koca bir karadelik
Yapacak hiçbir şey yok gönül bu sevdi
Yeni bir ten yeni bir heyecan bilirim üstelik

Bi lodos lazım şimdi bana, bi kürek, bi kayık
Zulada birkaç şişe yakut yer gök kırmızı
Söverim gelmişine geçmişine ayıpsa ayıp
Düşer üstüme akşamdan kalma sabah yıldızı

Ah İstanbul İstanbul olalı
Hiç görmedi böyle keder
Geberiyorum aşkından
Kalmadı bende gururdan eser

İstanbul İstanbul olalı
Hiç görmedi böyle keder
Geberiyorum aşkından
Kalmadı bende gururdan eser

Söz-Müzik: Sezen Aksu




23 Nisan 2013 Salı

23 Nisan

Bugün 23 Nisan, çocuklar gibi içim kıpır kıpır.  Kendimi sahile attım, martılar, kuşlar, kediler..  çimenlerin üzerinde hoplaya zıplaya oynayan çocuklar, uçurtmalar rengarenk gökyüzünde! Tam bir bayram havası....Hepsi birbirinden güzel. 

Ben ise önüme ne gelirse alıyorum, duraklardan biri de çiğ köfteci.  Tezgah başında genç bir adam, güleryüzlü tüm siparişleri yetiştirmeye çalışıyor. Benden önceki genç delikanlı ile sohbet ederken, sabahtan beri bırak yemek yemeyi, su içmeye bile vakti olmadığından bahsediyor ama alıştığımız şikayetçi asık suratlı bir tavır ile değil. İçimden işini seviyor herhalde dedim.   Bende bayram artık çiğ köfte ile kutlanıyor diye espiri yapıp, bu arkadaşın da bayramı,  biraz torpil geç bari dedim.  Genç dik durup gururla bizim bayramımız 19 Mayıs dedi, sonradan espiriyi yakalayıp sen yine de torpil yap diye gülerek ekledi. Tezgah başındaki ise onun gözlerinin içine bakıp, size asıl torpili Mustafa Kemal Atatürk yapmış diye bombayı patlattı.  Genç delikanlı evet haklısın derken ses tonu ciddi ama bir  o kadarda sıcak ve sevencendi.   

Bir an bugün paylaştığım Atatürk'ün sözleri aklıma geldi, bu gencin kendisinin ve Ata'sının ne kadar önemli ve değerli olduğunu bildiğine hiç şüphe yoktu.  "Memleketi asıl ışığa boğacak" olanlardan biri ile karşılaşmak benim de günümü aydınlattı.






20 Nisan 2013 Cumartesi

Beautiful Boy (Darling Boy) - Song by John Lennon


Close your eyes
Have no fear
The monster's gone
He's on the run and your daddy's here 

Beautiful, beautiful, beautiful
Beautiful boy
Beautiful, beautiful, beautiful
Beautiful boy 

Before you go to sleep
Say a little prayer
Every day in every way
It's getting better and better 

Out on the ocean sailing away
I can hardly wait
To see you come of age
But I guess we'll both just have to be patient
'Cause it's a long way to go
A hard row to hoe
Yes it's a long way to go
But in the meantime 

Before you cross the street
Take my hand
Life is what happens to you
While you're busy making other plans 

Before you go to sleep
Say a little prayer
Every day in every way
It's getting better and better 

Beautiful, beautiful, beautiful
Beautiful boy
Darling, darling, darling
Darling Sean

Youtube Link: https://youtu.be/Lt3IOdDE5iA




19 Nisan 2013 Cuma

Reason, Season, or Lifetime



People come into your life for a reason, a season or a lifetime.
When you figure out which one it is,
you will know what to do for each person.


When someone is in your life for a REASON,
it is usually to meet a need you have expressed.
They have come to assist you through a difficulty;
to provide you with guidance and support;
to aid you physically, emotionally or spiritually.
They may seem like a godsend, and they are.
They are there for the reason you need them to be.


Then, without any wrongdoing on your part or at an inconvenient time,
this person will say or do something to bring the relationship to an end.
Sometimes they die. Sometimes they walk away.
Sometimes they act up and force you to take a stand.
What we must realize is that our need has been met, our desire fulfilled; their work is done.
The prayer you sent up has been answered and now it is time to move on.


Some people come into your life for a SEASON,
because your turn has come to share, grow or learn.
They bring you an experience of peace or make you laugh.
They may teach you something you have never done.
They usually give you an unbelievable amount of joy.
Believe it. It is real. But only for a season.


LIFETIME relationships teach you lifetime lessons;
things you must build upon in order to have a solid emotional foundation.
Your job is to accept the lesson, love the person,
and put what you have learned to use in all other relationships and areas of your life.
It is said that love is blind but friendship is clairvoyant.



— Unknown